2013 senesinde Showtime kanalının Ray Donovan ile birlikte ekranlara yansıttığı Master Of Sex dizi tarihinde daha önce ele alınmamış enteresan bir konuyu önümüze getiriyor. Thomas Mainer’in biyografisinden esinlenerek hazırlanan yapım Dr.William Masters ve yardımcısı Virginia Johnson’un hikayesini bizlere anlatacak.

Dizi insanların cinsellik konusunda pek bir bilgiye sahip olmadığı ve bu durumun utanç yarattığı 1950 döneminde geçmektedir. Devrim yaratma peşinde olan Dr.William Masters ve Virginia Johnson, toplumun beynine enjekte olmuş cinsel davranışları değiştirmeye çalışacak. Karakterleri bakımından birbirlerine zıt olan bu iki insan insanlık tarihini değiştirmek için aynı kadere sahip olacak.

Master of Sex

William Masters ve Virginia Johnson, ilk başlarda yaptıkları cinsel araştırmaları herkesten gizlemeyi tercih eder. Bir süre sonra yaptıkları araştırmalar hastane yönetimi tarafından öğrenilir ve devam ettirilmemesi konusunda karar alınır. Araştırmaları konusunda kararlı olan ikili amaçlarından vazgeçmezler. Onlar için başlayacak olan bu macera red kararıyla birlikte daha güzel bir hal almaya başlıyor.

Two and a Half Men’de Charlie Harper ismindeki çapkın bir adamın hikayesine tanık olacağız.

Charlie Harper, Malibu sahilinde hayatını sürdüren yakışıklı olduğu kadar çapkın ve bekardır. Geçimini reklam filmlerine şarkı sözü yazarak sürdürmektedir. İşinde de oldukça başarılı bir grafik sergilemektedir.

Charlie’nin garip bir huyu vardır. Tek başına yaşamaktan şikayetçi değil ama her gece başka bir kadınla ilişkiye girmelidir. Hayatı güzel bir şekilde ilerlerken başına tatlı bir bela sarılacak. Kardeşi Alan, eşi Judith tarafından kapıya konulur. Kuralcı bir kişiliğe sahip olan Alan, 10 yaşındaki oğlu Jake ile birlikte Charlie’nin yanına taşınır. Bu durumdan ilk başlarda pek haz etmeyen Charlie, Alan ve Jake’e öyle bir bağlanmıştır ki yeni ailesini kaybetmemek için elinden gelen herşeyi yapmaya hazırdır.

Two and a Half Men

Alan ve Charlie’nin annesi olan Evelyn Harper için iki çocuğuda tam bir hayal kırıklığıdır. Alan’ın ona bir torun vermesi, Charlie’nin ise hayatındaki yaşamı onun çocukları için düşündüğü hayat değildir. Unutmadan Charlie’e bir takıntılı olup sık sık ziyaretlerine giden yan komşu Rose’u da söylemeliyiz.

1998 yılında FOX kanalı ile yayına başlayan anime dizi Family Guy, yayınlandığı günden beri taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanmıştır. Seth MacFarlene tarafından hazırlanan Family Guy, hikayenin yaşandığı dünyada bulunan Rhode Island’ta yaşamakta olan Griffin ailesi etrafında şekilleniyor. Anime dizinin senaryosu Seth MacFarlene ve David Zuckerman’ın liderliğindeki geniş bir ekip tarafından hazırlanmıştır.

Peter Griffin; Griffin ailesinin reisidir. Peter, alkolik, kilolu, bencil ve saf bir karakterdir. Zekası diğer insanlara çok geridedir. Neredeyse her dakika başını farklı bir belaya sokuyor.

Lois Griffin; ailenin kuralcı annesidir. Bütün günü Peter’a öğütler vermekle geçiyor. Peter’a göre fazla kültürlü ve zeki birisidir. Ayrıca şehrin en varlıklı ailelerinden birisi olan Pewterschmidt’in kızıdır.

Meg Griffin; Griffin ailesinin ergen kızıdır. Sürekli kendisinin çirkin olduğunu düşünüyor ve dile getiriyor. Ailesi ve etrafındakiler tarafından pek takılmaz, nerede olduğundan bile habersizlerdir. Abisi Chris ile takışıyor ve onun şişman olduğunu söylüyor.

Chris Griffin; ailenin en büyük oğludur. Babasının tıpa tıp aynısı diyebiliriz. Akıl erdirilemeyen olaylar ile başı belaya girer. Yine babası gibi saf bir yapıya sahiptir.

Stewie Griffin; hikayenin en neşeli karakteri desek yanlış olmaz sanırım. Henüz 1 yaşında olmasına rağmen olgun bir insan gibi konuşabilmekte. Çok akıllı bir yapıya sahip ve sürekli icat yapma peşindedir. Hayatındaki tek gaye ise annesi Lois’i öldürerek dünyanın başına geçmektir.

X Company, tarihi konuların işlendiği olayların Fransa’nın Villemarie kasabasında geçecek drama tarzında bir dizidir.

Ülkeye saldırılarını her geçen gün daha fazla şiddetle saldıran Nazilere karşı durmak için X Company adında bir kamp kurulmuştur. Kamp birbirinden yetenekli 5 ajan yetiştirmiştir. Lokasyonu Lake Ontario’da bulunan kamp sadece üst düzey yetkililerin bildiği özel eğitim verilen bir noktadır. Amerikan, Kanadalı ve İngiliz üyelerinin yer aldığı 5 kişilik ekip Fransa’ya gönderilerek savaş konusunda görevlendirilir. Her birinin ayrı bir görevi vardır. Kampın kalbi olacak olan bu 5 ajan bazen lağım çukurlarında bazen lüks otellerde bazense bir sandıkta yaşamak zorunda kalacaktır.

Kanada vatandaşı olan Duncan Sinclair, askerlik döneminde oldukça başarılı bir dönem geçirmiştir. Kendisi gibi asker olan iki oğlunu da kaybetmiştir. Birisi kayıp diğeri ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ölmüştür. Umutları tükenen insanlara umut aşılamak için X Company tesisini hazırlar. Görev için tesise kabul ettiği insanlara gerekli eğitimi kendisi vermektedir. Aurora Luft, okul zamanlarında gördüğü şiddet karşısında savaşmayı öğrenmiştir. Fransa’nın Almanya kontrolü altına geçmeden evvel Paris’te gazetecilik mesleğini yapıyordu. Bulunduğu ortamlara ayak uydurmasıyla göze çarpan Luft, X Company’e dahil olduktan sonra müthiş bir ajan olmuştur.

X Company

Nazik bir yapıya sahip olan Alfred Graves’in özel bir yeteneği vardır. Bulunduğu ortamda konuşulanları, cisimleri, rakamları hatta kokuyu bile hafızasına kazır. Silah seslerinden oldukça korkan Alfred, Duncan Sinclair tarafından masabaşı bir iş alma bahanesiyle kampa getirilir. Neil ise hızlı düşünen ve hızlı reflekslere sahip birisidir. Londra’nın karanlık sokaklarında adalet saçmak için yaşayan polistir. Almanların yaptığı bir hava saldırısı sonrası ailesini kaybetmesi Almanlara karşı olan nefretini arttırmıştır. İntikam uğruna herşeyi yapabilecek olan Neil işine dört elle sarılacaktır.

Tom Cummings, X Company’e dahil olan ilk Amerikan vatandaşıdır. Daha önce Birleşik Devletler savaşında görev almıştır. Ajanlık gibi hünerleri olmasa da politik konular üzerinde başarılı olması onu bir adım öne çıkardı. Son olarak bizlere Harry Potter’i anımsatan Harry James, mors alfabesiyle şifreli yazılar ve tasarımlar hazırlayabilmekte. Kimya bilgisinin üst düzey olması ve 1 dakika gibi kısa bir sürede 51 kelimelik kod yazabilmesi onu ekibin vazgeçilmezlerinden yapıyor.

Son yıllarda TV dünyasına damga vuran Starz, önce Spartacus yapımı ile seyircileri kendisine mest etti. Ardından yayına aldığı Magic City, The White Queen ve Da Vinci’s Demons ile başarılı grafiğini sürdürdü. Yine aynı kalitede olan korsan dizisi Black Sails ile seyircisinin karşısına geliyor.

Transformers, Armageddon ve Pearl Harbor gibi yapımlarıyla ünlenen yapımcı Micheal Bale dizinin yapımcılığını üstlenecek. Oyuncu kadrosunda Toby Stephens, Kule Arnold, Zach McGowan, Hannah New, Toby Schmitz, Clara Paget, Tom Hopper, Jessica Parker Kennedy gibi önemli isimleri bulunduran dizi korkuyla tanınan Kaptan Flint ve onun mürettebatı etrafında yaşanacak olayları ekranlara getirecek.

Takvimler 1715’i gösterdiğinde Karayipler korsanların ana vatanı oluyor. Asıl sahibi İngilizler olan New Providence adası, korkusuz ve gaddar korsanların hüküm sürdüğü yer olmuştur. Kanunların olmadığı New Providence’nin en korkulan ve saygı duyulan korsanı ise Kaptan Flint’tir.

İngiltere donanmasının tekrar New Providence adasını ve onu çevreleyen suları ele geçirerek korsanları temizleme isteği Kaptan Flint’in başına bela olacaktır. Elleriyle kazıyarak kurduğu imparatorluğunu İngilizlere kaptırmak niyetinde olmayan Kaptan Flint, İngiliz donanmasının yanı sıra azılı düşmanı Kaptan Charles ile uğraşacak. Ayrıca kendi iç dünyasında yaşayacağı romantik duyguları onu çok yıpratacak.

Yabancı dizi tarihinin gelmiş geçmiş en iyi yapımlardan birisi olan Spartacus, yayın hayatına 2010 yılında 13 bölümle birlikte başlamıştır. İlk sezonunda Trakyalı asil bir çiftçi Spartacus, kendilerine karşı zulüm yapan Getae kabilesiyle savaşmak için Roma ordusuna katılıyor. Savaş sonrası Roma komutanı olan Gaius Claudius Glaber’e yaptığı muhalefet sonrası, Gaius tarafından komutana saygısızlık sebebiyle köle olarak gladyatör okulu sahibi olan Batiatus’a, eşini ise Suriyeli bir tüccara satıyor. Yaşananlardan sonra intikam ve özgürlük için yaşama tutunmaya çalışan Spartacus’ün hayatında yaşanacaklara göz atıyoruz. Dizinin bir efsane olması ve her insanın izlemesi gerektiği için fazla bilgi vermekten kaçınıyoruz.

Spartacus; eşinin bir tüccara satılmasından sonra köleliğinden özgürlüğünü almak için her şeyi yapacak.

Crixus; Batiatus’un gladyatör okulu olan Lutus’un en kıyamet gören gladyatörü ve Capua şampiyonu. Spartacus’un gelişinden rahatsızdır.

Batiatus; ailesinden kalan gladyatör okuluyla ilgileniyor. Ama gözü hep yükseklerde.

Lucretia; Batiatus’un tilki akıllı herşeyin daha fazlasını isteyen seksi karısı.

Doctore; geçmişin meşhur gladyatörü. Ludus’ta gladyatör eğitmeni olarak görev yapıyor.

Ilithyia; Senatör Albinius’un her şeyi isteyen, yaramaz kızı olarak karşımıza geliyor. Gaius’un eşi aynı zamanda.

Gaius; Spartacus’ü Roma’ya getiren gözü kara komutan.

Varro; borçlarını kapatmak için Ludus’ta çalışıyor ve Spartacus’un tek ve en yakın dostudur.

Sura; Spartacus’ün eşi ve tek yaşam amacı.

TV dünyasının en iyi yapımları arasına adını altın harflerle yazdıran The Sopranos, 1999 yılıyla birlikte HBO kanalında yayın hayatına başlamıştır. 2007 yılında final yapan mafya dizisinin yapımcılığını David Chase yapmıştır. Dizi yaşamı boyunca 6 sezon ve 86 bölümden oluşmuştur.

Hikaye New Jersey topraklarında yaşamakta olan hem Amerikan hem de İtalyan mafya babası olan Tony Sopranos’un ve onun ailesinin etrafında şekillenmektedir. Tony, arada yaşadığı baygınlıklar yüzünden psikiyatriste görünmek zorunda kalıyor. İlk başlarda bu fikre sıcak bakmasa da psikolog ile görüştüğü zamanlar rahatladığı için tedaviye devam eder.

Anthony Sopranos; kendisine genellikle Tony diyerek seslenirler. Büyük bir mafya babası olmasına rağmen tanıdıklarına ve doktoruna karşı kendisini atık danışmanı olarak tanıtıyor. Sevdiklerine karşı sıcak bir yaklaşma sergilese de yapılan ihanete ve saygısızlığa tahammülü yoktur. Tony evlidir ve iki çocuğu vardır. Her mafya babasında olduğu gibi onunda metresi vardır.

Hikayesi Amerikalı ünlü yazar Stephen King tarafından kaleme alınan ve Bridget Carpenter imzasıyla senaryolaştırılan dizi, Hulu ekranlarında seyirci karşısına çıktı. 8 bölümden oluşan bir mini dizi olarak hazırlanan yapım bilim-kurgu, dram ve gizem türünde. Dizinin başrolleri James Franco, Chris Cooper, Josh Duhamel, Lucy Fry tarafından paylaşılıyor.

Dizide, geçen kişinin zamanda geriye gitmesini sağlayacak bir geçide sahip olan Jake Epping’in komşusu onunla bu sırrı paylaşır. Geçit onları 1963 yılına götürmektedir. Komşusu Jake’e orada bulunduğu süre boyunca John F. Kennedy suikastını önlemesi gerektiğini söyler. Jake’in Cinayeti durdurması ve gerekli müdahaleleri yaparak ve mümkün olan en az etkileşim ile zamanın normal akışını aksatmadan günümüze geri dönmesi gerekmektedir. Fakat işler tahmin edilenden çok daha karmaşık bir hal alır.

Nick Hornby isimli edebiyat yazarının aynı ismini verdiği romanından esinlenilen About A Boy, NBC kanalı tarafından her bölümü 20 dakikadan oluşan komedi dizisidir. Dizinin hem yapımcısı hemde senaristi olan Jason Katims aynı zamanda da yine NBC kanalında yayınlanan Parenthood isimli komedi dizisininde yapımcısıdır.

Will, olgunluk dönemine gelmiş ama hala kız peşinde dolaşan çapkın bir yazardır. Fazlasıyla rahat ve sorunsuz bir hayat geçirmektedir. Sorunsuz geçen hayatı yan tarafında bulunan eve oldukça güzel bekar bir anne olan Fiona ve Marcos isimli 11 yaşındaki oğluyla tanışmasıyla birlikte değişecektir. Marcos ile güçlü bir bağ kuracak olan Will, onunla birlikte heyecan dolu maceralara atılmaktan çekinmeyecek.

Will’i daha geniş tanıtmak gerekirse bütün arkadaşlarının evlenerek çoluk çocuğa karışmasından oldukça rahatsız olmuş ve ilişkilerini tek gecelik şekilde yaşayan rahat birisidir. Televizyon izlemekten keyif alan, umursamaz ve dağınık bir yapıdadır. Marcus ve Fiona onun hayatına fazlasıyla renk katacaktır.

Fiona ise bir evlilik yaşamış bekar bir kadındır. Zamanının büyük bölümünü meditasyon yaparak geçirmektedir. Boşanmasından sonra yeni bir hayat kurmak için Will’in bulunduğu mahalleye taşınır. Will’i ilk başta sevmese de iyi bir dost olacaklar.

Birazda Marcos’u anlatacak olursak eğer kendisi garip bir çocuktur. Asosyal kişiliğininden kaynaklı hiçbir arkadaşı bulunmamaktadır. Annesine oldukça bağlı, yaşıtı olan çocuklar gibi oyuncaklarla oynamak yerine daha çok bilim ve spor ile ilgilenmektedir. Will ile tanışmasından sonra yanlızlığına elveda diyecektir.

Delirium, bilim kurgu ve fantastik kısmının yanı sıra romantik sahneleriyle de göze çarpıyor.

Amerika’nın Annapolis eyaletinde hayatını sürdüren insanlar dış dünyadan tamamiyle kopmuş bir şekilde yaşamaktadır. Kapalı bir cemaate benzer şekilde hayatlarını sürdürmektedirler.

Toplum içinde araştırmalar yapan bilim adamları, sorunların olduğu kısımların asıl sebebinin aşk olduğunu düşünürler. Bu sıkıntıyı aşmak için bir aşı icat etmeye başlarlar. Aşı yapılmadan evvel hükümetin önde gelenleri hangi insanın kiminle evleneceğini önceden belirler. Reşit dönemlerine geldikten sonra bu aşıyı vücutlarına enjekte ederler.

Lena, öğretimine lise son sınıfta devam ettiren bir öğrencidir. Etrafında olan bitenden habersiz yaşamayı tercih eden Lena hükütmetin evlilik konusunda çıkardığı  yasayı pek sorgulamaz. Bir insana aşık olana kadar tabii. Eyaletin polis memurlarından birisi olan Julian’a aşık olmuştur. Julian, hükümetin bu kararına karşı çıkan bir grup örgüt ile kararı bozma derdindedir. Onun bu davada yapacağı her şey Lena’nın da hayatını değiştirecektir.