Dizi tarihinin efsane yapımlarından birisi Lost, bir ara ülkemizde Okan Bayülgen’in kendi programında ” Lost Çok Bozdu ” esprisiyle meşhur olmuştu. Bizde espri sonucu dünyada ise kalitesiyle adından söz ettirdi. Bu efsane dizinin yapımcıları arasında Damon Lindelof, J. J. Abrahams ve Jeffrey Lieber bulunuyor. Toplamda 6 sezon, 121 bölüm sürmüştür.

Dizi Oceanic Havayolu Şirketi’nin 815 sayılı Sydney-Los Angelas uçağının gizemli bir şekilde ortadan kaybolup bir adaya çakılmasıyla birlikte başlıyor.Uçağın adaya düşmesiyle birlikte ne olduğunu anlamaya çalışan karakterleri yakından tanıma fırsatı buluyoruz.

Jack Shephard; ülkenin sayılı omurilik cerrahlarından birisidir. Babasının cenazesini ülkesine geri getirmek istiyor. Sürekli birilerini kurtarma hissi önce evliliğinin sonrada babasıyla olan ilişkisinin bozulmasına sebep olmuş. Uçağın düşmesinden sonra hayatta kalanların mantıklı bir lidere ihtiyacı vardır. Bütün özellikler Jack’te toplanıyor.

Kate Austen; yıllarca polislerden kaçarak yaşamıştı. Sonunda paçayı kaptıran Kate, kendisini yakalayan polisle birlikte ülkeye dönüşünde uçağın düşmesiyle yeni bir hayata başlıyor.

James Ford; sinirli ve kendini bilmiş yapısıyla ilk günden beri adada ki herkesin dikkatini çekiyor. Bütün yaşamını tek başına geçirdiğinden bir toplum içinde nasıl davranacağını bilmiyor. Kafasına buyruk bir yaşam sürdürmeye çalışıyor.

John Locke; ilk bölümden itibaren esrarengiz biri olarak gözümüze çarpıyor. Dini inançları yüksek ve adaya düşmelerini diğer insanlardan farklı yorumlamaya başlıyor. Kaderlerine yazıldığı için adaya düştüklerini düşünen John, ayrıca iyi bir avcı.

Claire Littleton; eski sevgilisinden hamile kaldıktan sonra, çocuğuna bakamayacağını düşünerek onu evlatlık vermek için başka bir ülkeye doğru yola çıkıyor.

Hugo Reyes; iyi kalpli birisi. Kaza sonrası herkese yardım etmeye çalışıyor.

Sun Kwon; ülkesinin en zengin iş adamlarından birinin kızı olan Sun, babasının kararına karşı gelerek Jin ile evleniyor. Eşinin İngilizce bilmemesi yüzünden adada sık sık zor durumlarla karşı karşıya kalıyor.

Jin Kwon; Sun’ın eşidir. Kıskanç olduğu için Sun’ı diğerlerinden fazla korumaya çalışıyor. Kimseyi onun yanına yaklaştırmıyor. İngilizce bilmemesi yüzünden herkes ile sorun yaşamaya başlıyor.

Sayid Jarrah; Kuzey Kore savaşında Saddam için savaşmış özel eğitim bir askerdir. Sawyer tarafından uçağı düşürmekle suçlanıyor.

Charlie Pace; ünlü Driveshaft grubunun solistlerinden birisidir. Kendisini uyuşturucuya yöneltmiştir.

Michael Dawson; eski eşinin ölmesinden sonra oğlunu geri almak için Los Angelas’a doğru yola çıkıyor. Oğluyla araları hiç iyi değil.

Walt Lloyd; Watt, annesinin ölümünden sonra babasıyla birlikte Los Angelas’a geri dönüyor.

Shannon Rutherford; adanın tripli Barbie’si. Koskoca uçak bir adaya düşmüş ama hiçbir şey onun umrunda değil. Kurtarma ekiplerinin onları bulmasına kadar adada güneşlenmekle meşgul.

Boone Carlyle; Shannon’un üvey kardeşidir. Can kurtaran olarak görev yapmakta ama işinde hiçte başarılı değil. Sürekli Shannon’un sorunlarıyla uğraşmakta ve son sorununu çözmek için Los Angelas’a yola koyulur.

Rose Nadler; uçağın düşme esnasında kendisi uçağın bir ucunda eşi bir ucundadır. Adaya düşmesinden sonra tek amacı eşini bulmaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir